| | Üretsiz Blog oluştur

KARŞIYAKA SPOR KULÜBÜ

Hürriyet Gazetesi yazarlarından Ayşe Arman'ın Hasan Denizkurdu ile yapmış olduğu röportaj - Bizim Plakamız 35.5

burnsswl1
Siz bir de Karşıyakalıymışsınız...

- Evet. Bununla da gurur duyarım. Evlenince, Karşıyaka’ya taşındık. Karşıyaka Kulübü’nde tenis oynarken, kulübe yönetici oldum, sonra Karşıyaka Kulübü’nün başkanlığını yaptım. Çeşme’den sonra kendimi Karşıyakalı olarak tanımlarım. Ben İzmirli değil Karşıyakalıyım.

Ne farkı var?

- Karşıyakalılık başka bir şeydir. İzmir’in plakası 35, bizimki 35.5’tur! Karşıyakalılar, Yamanlar suyu içer. Biz farklılığı buna bağlarız! Suyundan olsa gerek. İzmirliyiz ama değiliz.

Nedir yani, Karşıyakalı olmak daha mı havalı bir şey?

- Valla bizi daha havalı değil de, daha kavgacı ve daha banal bulurlar.

Karşıyakalı taraftarlar olay filan çıkarıyor değil mi?

- Burada bana bir şey olsun, şurada da iki Karşıyakalı olsun, gelir canını verir. Öyle bir bağlılık bizimki. Hálá herkes birbirini tanır, birbirini tutar. Bazen de fazla tutar. O yüzden maçlarda bazen olay çıkar. Bakanken bir maçı izlerken çekmişler beni, hop oturuyorum, hop kalkıyorum, bana ne Adalet Bakanı’ysam ben Karşıyaka’mı izliyorum. O akşam bütün televizyon kanalları, "Fanatik Bakan" diye beni verdi. Doğrudur fanatiğim. Maç izlerken ana avrat küfür de ederim. Politikanın içindeyken rahat küfür edemiyordum. Neyse ki şimdi edebiliyorum.

Karşıyaka tribünü sizi görünce susarmış. Nasıl oluyor da Karşıyaka taraftarı size bu kadar saygı duyuyor?

- Bizim taraftarı polis de durduramaz. Hatta, bir kere polise de sataştılar, "yeşil başlı ördekler" diye. Ama ben elimi kaldırdığımda susarlar, birkaç kere oldu. Beni severler ve sözümü dinlerler. Ben onlara sahip çıkarım, bunu bilirler. Çünkü Çeşme’de kalsaydım, ya balıkçı olurdum ya bakkal. Bir fark yok yani aramızda. Ben sadece onların biraz daha okumuş olanıyım.

Çeşme ve Karşıyaka’nın benzer tarafı ne?

- O birlik beraberlik.

İzmirliler Karşıyakalıları kıskanırlar mı?

- Bence kıskanırlar ama aynı zamanda biraz dışlarlar. Bize İskoç gözüyle bakarlar. Ama tabii biz kendimizi İskoç filan hissetmeyiz.

 
 

Yasemin Taşkın - Tatilin İlk Günü

karsiyaka
Uçak yolculuklarında uçmak değil, havaalanı yıpratıcı... Ama yolun sonunda İzmir olunca yorgunluk unutuluyor

Yıllık izin Roma'dan THY'nin uzunca bir rötarıyla başlıyor. Roma havaalanında bilet satışta yazıcı bozulmuş, cumartesi tek başına çalışan bayan görevli bütün biletleri tek tek eliyle yazıyor. Tuhaf bir durum. Eski bir makine olduğunu söyleyerek 'İnşallah değiştirirler' iç çekişleriyle yolcularla dertleşiyor. Benim de rezervasyonumu silmişler, neyse imdadıma THY'nin olmazsa olmaz görevlisi Sinyor De Martini yetişiyor. Valizleri check-in'e verirken bu kez de sistemde bir arıza oluşuyor ve görevliler 'uçuşu kapayamıyoruz' diyor. Check-in banko'sunun önünde bir saat bekliyoruz. Görevli aynı verileri sürekli bilgisayara giriyor, bilgisayar da almıyor, tuşlara sinirli sinirli basıyor, biz de öyle çoluk çombalak bekliyoruz. Ben kendi kendime 'gene bir İtalyan durumu, Roma'da olur böyle şeyler telaşlanma' diyorum.

EDALI HOSTESLERİN HALİ
Batıl inançlı olsam "Yok sen bugün hareket etme, tüm işaretler gitmemen yolunda" diyeceğim. Allahtan Simona var. Genovalı, eşimin liseden arkadaşı. Artık benim takıma geçti. Eşim olmadığı için bize havaalanına kadar eşlik etti ve çocukları o idare etti. Yoksa iki çocuğun koşturması ve saatler süren bekleyişler, pürüzler adamı epey daha gerebilir. Uçak yolculuklarında uçmak değil, havaalanında geçen süre çok daha yıpratıcı. Çocuklarla uzun koridorlar, kontroller, yürüyen bantlar, koşturmalardan sonra uçağa biniyoruz. Ufaklıkların dilleri bir karış dışarda su istiyorlar. Düğmeye basın ve hostesi bekleyin. Epey zaman sonra çocukların yorulmadan tekrarladıkları 'su, su' yakınmaları arasında, genç bir hostes edalı bir biçimde geliyor. İki bardak su istiyorum. Zahmet verdiğim çok belli. Kendimi, Donatella Versace'- den 2 bardak su istemiş gibi hissediyorum. Ayrıca istenebilir de... Zaten su gelmiyor. Kendime "Sen de Versace'den su istemeseydin" diyorum. Donatella, pardon, hostes yanımızdan geçerken "Affedersiniz çocuklara su istemiştim" diyorum. Aslında çekiniyorum da, "Sana ben mi, çocuk yap dedim" diye düşünebilir. Hostes, "Ha, onu ben içeriye söyledim, getirmediler mi" diyor. Anlaşılan içerde Armani'ye aktarmış su getirmeyi. Neyse su geliyor. Uçak içinde su eğlencesiyle yaklaşık bir saat vakit geçiriyoruz. İçerdeki yolcular homur homur homurdanıyorlar. Biraz sonra kaptan pilotumuz uçuş güzergahımızı veriyor ve kalkıyoruz. Neyse kendilerini affettirmek için olacak ya da belki çocuklar var diye, ilk yemek servisini bize yaptılar. Diğer yolcular da bize bakıyor, bunlar torpilli diye. Çocuklar yine illa da önce "su" diye başladılar. Yemekler soğuyunca servis arabası geri geldi. Meğer içecekleri yerleştirmeyi unutmuşlar. Gecikme, servisin kötülüğü... Elbette sinirleniyorum. Çünkü tüm İtalyan dostlarıma "THY ile uçun, şöyle rahat, böyle iyi" demekten Pinokyo olacağım. Türk pilotlarını her zaman överim. Bir o konuda fikrim değişmedi. Ama İstanbul-İzmir uçuşundaki hava hosteslerinin nezaketi ve güleryüzlülüğü yorgunluğumu hafifletiyor. Neyse nihayet Karşıyaka... Roma'dan gelen biri için de Karşıyaka müthiş bir yer. Kim ne derse desin dünyanın en güzel 'şehirlerinden' biri... Boşuna 35.5 demiyorlar. Bir kere rahat, insani boyutta bir şehir. Sıcak sıcak, diyorlar ama bana Roma'nın sıcağından sonra bazen serin bile geliyor. Bilmiyorum başka hangi şehirde sahil bu kadar medeni bir biçimde; spor, oyun alanları, çocuk bahçeleri ile donatılmıştır. Uzun sahil yürüyüşlerini de özlemişim. Ve artık kokmuyor da. Çocukluğumun burun kemiğini sızlatan kokuları yok. Çamlık'dan ver elini Bostanlı...
 
 
 
 
 
 
 

NaKaTa - 35½ olmak

KARŞIYAKA", bir ilçe adı... İzmir'in karşı yakasındaki
ilçenin adı. İzmir'le arasındaki mesafe vapurla ya da
otobüsle yaklaşık yarım saat...


"KARŞIYAKA", bir ilçe adı... İzmir'in karşı
yakasındaki ilçenin adı... İzmir'le arasındaki mesafe
vapurla ya da otobüsle yaklaşık yarım
saat.Karşıyakalılar da İzmirliler gibi simitin asıl
adının gevrek olduğunu, ayçiçeğinin çekirdeğine çiğdem
denmesi gerektiğini ve kumrunun sadece bir kuş adı
olmadığını bilirler. Ve Karşıyakada da yeni yıkanmış
balkonlarda içilen bir çayla uğurlanır güneş yaz
akşamlarında. Kısaca, bu açıdan bakılınca Karşıyaka
ile İzmir arasındaki tek farkın plaka numaralarında
olduğu düşünülebilir.

Oysa ki çok fark vardır aralarında. Boşuna değildir
Karşıyakalıların plaka numaralarını 35 1/2 'a
dönüştürmeleri. Bu dönüşüme günümüzden kültürel
nedenler bulmak bir yana, tarihsel kanıtlar dahi
getirmek mümkündür.

Örneğin İonia öncesi dönemde, o zamanki adı ile
Smyrna'nın (yani İzmirin) sınırı melez çayına
kadardır. O çayın kuzeyinde yani bugünkü Karşıyaka'nın
olduğu yerde, güneydekinden farklı bir dil ve kültür
bulunmaktadır. Ve bu kültürde barbar güney kültürünün
aksine yerleşik bir yaşam ve uygarlık anlayışı
hakimdir. Sırf bu ayrıntı bile Karşıyaka'nın kendi
uygar mirasına sahip çıkıp barbar güneylileri
reddetmesine yeterli bir sebep değil midir? Ama daha
çok sebep vardır 35 1/2 için.

Sanılmasın ki Karşıyakalılar takımlarına aşıktır ve
onun için stadlara, salonlara gelmektedirler.
Karşıyakalılar ilçelerine aşıktır ve kulüp onun sadece
bir parçasıdır, ayrılmaz bir parçası. Karşıyakalılar
mahallede top oynarken bir abinin elinden tutup maça
götürmesi ile takımlarını sevmeye başlamazlar.
Karşıyakalılar doğdukları yerin sevgisiyle
büyümüşlerdir ve 8 9 yaşlarına geldiklerinde zaten
haftasonlarında stadlara ve salonlara gitmeye
alışmışlardır. Karşıyakalılar ilçelerini ve
kulüplerini sevdikleri için, Karşıyaka'yı yalnızca
futbolda değil diğer branşlarda da desteklerler.

Üç büyüklerin voleybol takımları ankara'ya
deplasmana geldiklerinde ankara tribünlerinde ne
ankaradaki "üni"lerini ne de başka bir taraftar
grubunu göremezler. O gruplar yalnız futbol maçlarına
gelmektedir çünkü. Karşıyaka ankaradaki tüm voleybol
maçlarında arkasında Karşıyakalıların desteği ile
oynar.

Karşıyakalılar kendilerini 35 1/2 diyerek ayırırlar
çünkü onların kulüplerinde başkan, kongre konuşmasına,
alınacak futbolcuların listesi ile başlayıp konuşmayı
kendi yönetiminde, futbol takımının nasıl büyük
başarılar kazanacağını sıralayarak bitirmez. Yalnızca
Karşıyaka'da bir başkan judo şubesine ilgi
göstermemekle suçlanır ve sonunda T.V.'ye çıkıp konu
hakkında açıklama yapmak zorunda kalır.

35 1/2'tur sadece, her hafta maçlarını deplasmanda
oynayan. Karşıyakalılar her hafta otobüslerle
Alsancak'a giderler. Bir deplasmandır alsancak, tek
farkı diğerlerinden daha yakın olması olan.

Karşıyakalılar kendilerini 35 1/2 diye ayırırlar çünkü
Mustafa Kemal bir İzmir ziyaretinde Karşıyaka'ya
geldiğinde Karşıyakayı "daha bir farklı" sevdiğini
söylemiştir. Karşıyakalılar da atalarının sözünden
hareketle kendilerinin daha bir farklı olduğunu
savunurlar.

Pek çok belde insanı kurtuluş savaşına katılmış ve
şehit düşmüştür ama yalnız Karşıyakalılar ve yalnız
Karşıyaka Spor Klübü üyeleridir yunan kralının isteği
ile atina'ya götürülüp atina meydanında idam edilen.

İzmirden mübadele ile ayrılan rumlar yunanistanda yeni
Smyrna adında mahalleler kurmuşlardır ancak onlardan
ayrı olarak yeni Kordelyosu kuranlar da yalnız
Karşıyaka'dan göçenlerdir.

Yalnız Karşıyakalıların amigosudur, yurtdışında
Fransa'da eğitim görmüş olan, başka takımların
amigoları gibi çaycılıkla iştigal etmeyen.

Daha pek çok sebep sayılabilir. Mesela Karşıyaka'nın
fiziki özellikleri, sosyal şartları konu edilebilir             
ama sanırım fazla uzatmamalı bu yazıyı. Yalnız
insanların neden kendilerini Karşıyakalı olarak
tanımladıklarına dair son bir sebep daha söylemek
istiyorum: Tam 35'ten tutun da harbi 35', en 35'e
kadar pek çok 35 vardır İzmir'de. Ama yalnızca bir
tane 35 1/2 vardır... "Olmasın kalbimde acı bir sızı
Ufkunda dalgalansın yeşil kırmızı..."

 
  35½

KARŞIYAKA'lılık

  KARŞIYAKA'lılık sadece maçlarda bağarıp KAF KAF çekmek değildir. KARŞIYAKA'lılık bir yaşama bicimidir, sahilde palmiye ağaçlarının kesileciğini duyduğu zamn sokaklara dökülmektir, eşsiz sahilinde yürümektir, o güzel meltemini teninde hissetmektir, kazanılan maçlar sonrası kutsal topraklara konvoy yapıp kornalar çalarak geri dönmektir, bir tek KARŞIYAKAYI tutmak demektir, istanbuldan kimi tutuyon sorusuna gülüp geçmek demktir, flamingo yememektir, basket maçının 4 periyoddan oluştuğunu bilmektir, ulu önderimizin klübü iki kez ziyaret etmesi demektir, formanda ay yıldız taşımak demektir ve daha sayamıyacağım bir çok neden... işte biz bu yüzden farklıyız 35½ KARŞIYAKALIYIZ!!!

                                        2095448715431d595fccb82

AMBLEMDEKİ AY-YILDIZ

  ATATÜRK KULÜBÜMÜZÜ 2. ZİYARETİNDE KENDİSİNE İSMET İNÖNÜ VE FAHRETTİN ALTAY EŞLİK EDİYORDU.

1. DÜNYA VE KURTULUŞ SAVAŞINDA CEPHEDEN DÖNEN KARŞIYAKALILAR YENİDEN KURDUKLARI TAKIM İLE HİÇ GOL YEMEDEN ŞAMPİYON OLMUŞTUR. FUTBOLCULARI KUTLAYAN MUSTAFA KEMAL BU BAŞARILARINDAN DOLAYI KSK'NİN YEŞİL - KIRMIZI AMBLEMİNE AY - YILDIZ KULLANILMASINI İSTEDİ.

BU ONUR TÜRKİYE'DE SAYILI TAKIMLARDA VARDIR.

                                                                          Wallpaper                         

ATATÜRK VE KARŞIYAKA

atatrk116ou ATATÜRK VE KARŞIYAKA

 ATATÜRK, İZMİR'İ YUNANLILARDAN KURTARDIĞI GÜNÜN GECESİNİ KARŞIYAKA'DA İPLİKÇİZADE KÖŞKÜNDE GEÇİRİR. ONURUNA VERİLEN YEMEĞE KSK YÖNETİCİLERİDE DAVETLİDİR. KURTULUŞ SAVAŞI NEDENİYLE SPOR FAALİYETLERİNİ DURDURAN KULÜBÜN YENİDEN FAALİYETE GEÇİRİLMESİ EMRİNİ VERMİŞTİR.




Daha sonra 13 ekim 1925 de kulübü ziyaret ettiğinde kulüp şeref defterine şöyle yazar;

ATATÜRK'ÜN ŞEREF DEFTERİNE YAZDIKLARIKARŞIYAKA SPOR KLÜBÜNDE KARŞI KARŞIYA BULUNDUĞUM GENÇLİK İFTİHAR'A ÇOK ŞAYANDIR.BU GENÇLİK MUVACEHESİNDE İSTİKBALİN KUVVETİ SAADETİ NE BARİZ GÖRÜLMEKTEDİR.



GAZİ MUSTAFA KEMAL (13 TEŞRİNEVVEL 1925) 

ATATÜRK ÜN KSK'Yİ İKİNCİ ZİYARETİNDE KSK DEFTERİNE YAZDIKLARI;

BU DEFAKİ ZİYARETİMDE GEÇEN AYLARDA MASARRIF VE MESAİ HİZMETİN KIYMETLİ ASARINI GÖRDÜM. TEŞEKKÜR VE TEBRİK EDERİM .

GAZİ MUSTAFA KEMAL

(24 HAZİRAN 1926)

(İSMET İNÖNÜ, FAHRETTİN PAŞA, DR. TEVFİK RÜŞTÜ)



MUSTAFA KEMAL'İN İZMİR'İN KURTARILDIĞI VE 10 EYLÜL 1922 TARİHİNDE İZMİR'E İLK GİRDİĞiNDE GECEYİ KARŞIYAKA'DA İPLİKÇİZADE KÖŞKÜNDE GEÇİRMİŞTİR. ATATÜRK EVE GİRİŞTE YERE SERİLİ YUNAN BAYRAĞINI KALDIRTMIŞ VE TÜM DÜNYACA BİLİNEN"BİR MİLLET İSTİKLALİNİN TİMSALİ OLAN BAYRAK ÇİĞNENEMEZ " SÖZÜNÜ BURADA SÖYLEMİŞTİR. 



KARŞIYAKALILARIN ATATÜRK SEVGİSİNDEN BİR YAPRAK:  

11 EKİM 1925 TARİHİNDE

ALSANCAK - KORDON'DA Kİ EVİNDE BALKONDA (ŞİMDİKİ ATATÜRK MÜZESİ) OTURAN MUSTAFA KEMAL PAŞA'YA KARŞIYAKALILAR, SİMGELERİNDEN OLAN KÖRFEZ VAPURUNDAN TEZAHURAT YAPMIŞLARDIR. ATATÜRK'DE BU TEZAHURAT KAŞISINDA KARŞIYAKALILARA ŞU SÖZLERİ SÖYLEMİŞTİR:İZMİRİN KARŞIYAKALILARI,SİZLERİ MUHABETLE SELAMLARIM.BEN BÜTÜN İZMİR VE İZMİRLİLERİ SEVERİM. GÜZEL İZMİR İN TEMİZ KALPLİ İNSANLARININ DA BENİ SEVDİKLERİNDEN EMİNİM . YALNIZ BİR RASTLANTI BENİ KARŞIYAKA YA DAHA FAZLA BAĞLAMIŞTIR.KARŞIYAKALILAR !ANAM SİZİN SİNENİZDE SİZİN TOPRAKLARINIZDA YATIYOR. KARŞIYAKALILAR, İZMİR'İ GÖRDÜĞÜM GÜN ÖNCELİKLE KARŞIYAKA YI VE ORADA SİZİN TOPRAKLARINIZDA YATAN ANAMIN MEZARINI GÖRDÜM.

TESİSLER

Karşıyaka Stadı 1500 seyirci kapasitelidir. Bir dönem Karşıyaka'nın lig maçlarını oynadığı stat, gerek ulusal bayramlarda Karşıyaka kentinin gereksinimini karşılamakta, gerekse çevresindeki atletizm pisti aracılığıyla spora hizmet vermektedir. Ancak profesyonel anlamda Karşıyaka Spor Kulübü'nün bugün bütün dünyada artık bir endüstri olduğu kabul edilen futboldaki gereksinimi için yeni bir stat yeri arayışı söz konusudur.tesisler
Karşıyaka Spor Salonu
Salon, bir kompleks tasarımı biçiminde inşa ediliyor. 17 Ekim 2002 tarihinde temeli atıldı. Karşıyaka Belediyesi tarafından kaba inşaatı tamamlanan kompleks, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından tamamlanmakta.
Universiade 2005 Yaz (Üniversite Oyunları) için hazırlanan salon, 5000 seyirci kapasiteli
kss_01
kss_02
Tesisin en geniş kullanım alanı olarak dikkat çeken spor salonunda her iki pota arkasında yer alan elektronik skorbordların yanısıra tavana asılı olan dört taraflı dev skorbord da, izleyicilerin salonun neresinde olursa olsunlar, oyuncuların performans detaylarını rahatlıkla görebilecekleri biçimde yerleştirilmiştir.
Toplam 11 bin 650 metrekarelik alanda kurulan tesiste ayrıca, 500 seyirci kapasiteli antrenman salonu, aletli jimnastik, aerobik, kondisyon salonları, VIP Salonu, 100 kişilik toplantı odası, basın odası,doktor odası, soyunma odaları, 20 kişilik sporcu konukevi, 800 araçlık otopark, 5 adet kafeterya, yönetsel bürolar ve sporcu kantini yer alacak.kss_04
kss_05 Karşıyaka'nın salon sporlarındaki başarısı, artık Alsancak'taki salonlardan kendi evinde inşa edilen spor salonuna taşınıyor. Karşıyaka bundan böyle seyircisiyle bütünleşecek ve evinde gözüken maçları muhteşem bir seyirci atmosferiyle gerçek bir avantaja çevirecektir.
Salonda yer alan kırmızı koltuklar, salonun dört tarafını çevrelemektedir. Sarı renkli koltukların olduğu bölüm basın mensuplarına ayrılmış durumdadır. Ayrıca tv kameralarının rahat çekim yapabilmesi için salonun en yüksek noktasında camlı bir kabin inşa edilmiştirkss_06
kss_03Universiade 2005 organizasyonu sonrasında salonun Karşıyaka Spor Kulübü'ne devri gündeme gelecek. Tesisler, Pınar Karşıyaka'nın, lig ve Avrupa kupası maçlarına sahne olacağı gibi, Karşıyaka'nın bazı amatör branşları için ve Karşıyaka SK ürünlerinin satış noktası olarak da değerlendirilebilecek

YAYINLAR

1912 KSK Dergisi
subizimkarsiyaka
Şu Bizim Karşıyaka
Yazar: Yaşar Ürük
"Şu Bizim Karşıyaka" (Cordello'nun Karşıyaka oluşunun küçük tabloları) alt başlığı tanıtılıyor. İlk baskısı 1000 adet olan kitap Haziran 1999'da yayına girdi. Atadost Yayınları: Dokuz, Karşıyaka Dizisi: Bir.
Yazar Yaşar Ürük, İzmir'de doğdu. İzmir araştırmaları yapıyor. Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü Yüksek Devre mezunu olan Ürük, İzmir Devlet Tiyatrosu sanatçılığının yanı sıra bestecilik, koro ve tiyatro öğretmenliği de yapıyor ve tamamı sanat alanında yurt çapında 19 ödüle sahip.
Eserde, Karşıyaka'da Sanat, Sanatçılar, Sinemalar, Sahil, Kaf Sin Kaf, Vapurlar, Tramvay, Tren Düdüğü, Sokaklar-İnsanlar,Yamanlar, Harmandalı, Soğandede, Soğukkuyu, Şemikler'de Hıdrellez, Sağlık Kurumları ve Cumhuriyet İlkokulu gibi bölümler bulunuyor.
kisacikbiryasam
Tibet Kızılcan ya da "Kısacık Bir Yaşam Öyküsü"
Yazar: Cevdet Florat
"Tibet Kızılcan, sevilmeye küçük yaşlarda başladı ve ölümüne kadar onun hakkında bir tek kötü sözcük kullanılmadı. Sevgi üzerine kurulu bir hayatı oldu. Sevdi ve sevildi. Hem de kimsenin sevilmeyeceği kadar..."
Yazar Florat, 1966 İzmir Karşıyaka doğumlu. İlk kitabı 1997'de yayınlandı.
unutamadigim

Unutamadığım Karşıyakam ve İzmirim
Yazar: Ertuğrul Erol Ergir
Tükelmat AŞ, 1999
"Bu kitabın iki önemli özelliği var. Birincisi kitap 'coğrafya' içinde bir 'tarih'. Yakın geçmişten bir devre sinema diliyle, gözler önüne seriliyor. İkincisi hayal değil hakikat ürünü. Bir defa daha, gerçeklerin düşlerden daha 'yaratıcı' olduğunu kavradım." Ege Cansen, Hürriyet.
"Yazarın kim olduğunu bilmiyorum. Hiç karşılaşmadım. Ama anlattığı insanı, insanları çok iyi tanıyorum. Bir solukta okudum. İzmir ve Karşıyaka'yı bir hayat biçimi olarak kabul eden herkese bu kitabı bulup okumalarını tavsiye ediyorum." Ertuğrul Özkök, Hürriyet.

kafsinkaftarih

Karşıyaka ve Kaf Sin Kaf Tarihi
Yazar : Yaşar Aksoy
Hisdaş Yayını, İzmir-1988

Bir hayal beldesinin unutulmaz anıları ve İzmir'in en eski spor kulübünün aşk, inanç, heyecan ve coşku dolu destanı.

".. Birçok sanat-kültür eylemi düzenleyicisi bir yazar olarak, 'Karşıyaka' kitabım, yaşantımın en gurur verici 'doruk heyecanı' olarak daima belleğimde yaşayacaktır. Her Karşıyakalı gibi, özgeçmişimdeki kariyerimle değil, Karşıyaka'ya hizmetimle anılmak en son arzumdur!" Yaşar Aksoy

KURULLAR

YÖNETİM KURULU

 AKİF ERSEZGİN

(Yönetim Kurulu Başkanı)

ZİYANUR HASBAY

2. Başkan

TEVFİK SAKIPAĞA

Futbol Şb

YÜCEL ÇAĞATAY

Futbol Şb. Bşk. Asbaşkan

MUTLU ALTUĞ

Basketbol Şb. Bşk. Asbaşkan

GÖKHAN ŞENSAN

Voleybol Şb.

ALPASLAN BAYKAL

Voleybol Şb. Bşk. Asbaşkan

MURAT POLAT

Futbol Şb.

Futbol Altyapı Bşk.

ADNAN ALABAY

Futbol Şb

HÜSEYİN MUTLU AKPINAR

Futbol Şb.

HASAN ERYİĞİT

Futbol Şb.

ALİ YAVUZ

Futbol Şb.

ÖZGÜR OKAN

Basketbol Şb.

CEM KARAGÖZLÜ

Asbaşkan (Diğer Şb. ve Sosyal Komite)

MEHMET PEKÖZ

Basketbol Şb.

YEDEK

MEHMET ALİ YELKENBİÇER

(Diğer Şb.)

CELALETTİN AKTUĞ

Futbol Şb.

RIFAT KINAY

Futbol Şb. Genel Sekreter

OSMAN HİLMİ DAMAR

Voleybol Şb.

DENETLEME KURULU

GÜRCAN HEPER

HALİL ZEKİ OSMA

CEVDET ÜNLÜ

MEVLAN DÜZYATAN

MUSTAFA   RUHİ RÜSTEM

HÜSEYİN ÖZEN 

                                            SİCİL KURULU

VOLKAN ALPOSKAYMUSTAFA   BAŞMAN
MUZAFFER DURAKSEMİH TÜRETKEN
TEHİR SECDER AKINCIMÜJDAT ÖZBALKAN
ALİ YÜCEIŞIKOSMAN ONUR HAN

DİSİPLİN KURULU

İBRAHİM KOÇİBRAHİM      YELKENBİÇER
SEZGİN ÇUBUKÇUÇOŞKUN SÜER
SABAHATTİN SAKIPAĞAÜNAL KAMALI
YALÇIN TEMİZOCAKGÜÇLÜ AYAR

TARİHÇE

1908 yılında Meşrutiyet ve İttihat-ı Terakki Partisi'nin hürriyeti ilan ettiği yıl, gençlerin dilinden düşmeyen “yaşasın hürriyet” sloganı ve heyecan dolu günlerde, gençler “hürriyet” nidaları atıyordu.

Ancak futbol, Türk olmayanların tekelindeydi. İzmir’de Rumlar, Ermeniler ve İngilizler birçok spor kulübü kurmuştu. Panionios, Apollon bunların başlıcalarıydı. Azınlıklar, kendi aralarında maçlar yapmakta, egemenliklerini futbol sahalarına yansıtmışlardı. O tarihlerde yürekleri futbol aşkıyla tutuşan Karşıyakalı altı genç aralarında ortak para toplayarak bir top alıp, Osman Paşa Camii'nin yanındaki arsada futbol oynamaya başladılar.

Bu arsa şimdiki çocuk yuvasının bulunduğu köşkle, bir tarafı Alaybey’de, diğer tarafı Karşıyaka’da olan geniş bir bahçe, Sahibi ise Omiros adında Rus asıllı ve eşi İngiliz olan Karşıyakalı bir ailedir.

Sözü geçen gençler, Kadızade Zühtü Işıl, Kadızade Raşit, Süreyya İplikçi, Refik Civelek, Osman Nuri ve Örnekköylü Hüseyin, yağmurun çiselemesi üzerine bir zeytin ağacının altına sığınarak, topluluk kurmaya karar verirler. Bir başkaldırı hareketi olarak 1 Kasım 1328, (yani 1912’de) Karşıyaka Muaresei Bedeniye Kulübü'nü yani bugünkü adıyla Karşıyaka Spor Kulübü'nün kuruluşunu gerçekleştirirler. "Kaf Sin Kaf" K.S.K. harflerinin eski dilde okunuşudur. 1914'te Altay'ın kuruluşuna kadar Karşıyaka, İzmir'deki tek Türk spor kulübüdür.

Karşıyaka Kulübü'nün bir numaralı üyesi ve kurucusu Kadızade Zühtü Işıl, 1.Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de 8 yıl Türk ulusunun bağımsızlığı için cepheden cepheye koşar, hatta Filistin cephesinde “Kanal Harekatı” sırasında İngilizler'e esir düşer.

Kulübün renkleri yeşil ve kırmızıdır. Kuruluş yıllarının koşullarında yeşil ve kırmızının, ulusalcı ve dinsel birleştirici anlamları bulunmaktadır. Yeşil Müslümanlığı, kırmızı da Türklüğü temsil eder.

Kaptan Raşit Kadızade, Suat Karşıyaka, Refik Civelek, Kaleci Salih, Çakır Kemal, Örnekköylü Hüseyin, İtalyan Hanri Barter, Kemal Paşalı Sarı Ali, Muharrem Hüsamettin ve Zühtü Işıl, yeşil-kırmızılıların tarihindeki ilk on biridir. Kuruluş aşamasında altı genç ile birlikte Hüsnü Tonak, Tahir Bor, Fevzi Fikri Altay ve Sezai Çullu da yer almıştır. Kurulan takım, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'na kadar yabancılarla kıra kırana maçlar oynamıştır.

Santrafor olarak oynayan eski Başbakanlardan Adnan Menderes'in de bulunduğu takım, Kurtuluş Savaşı'na katılmıştır. Anadolu'da Mustafa Kemal'in ordularına katılan takım, çeşitli cephelerde savaştı. İzmir'e ilk giren kuvvetler içinde yer alan Karşıyakalılar, vatanlarını düşman işgalinden kurtardılar.

GSavaş bitiminde takım yeniden toparlandı. Karşıyaka Spor Kulübü'nün ilk kadrolarından biri, yandaki fotoğraftadır. Arkada Salih, Çakır Kemal, Suat Karşıyaka; orta sırada Dr. Kemal Tahsin, Örnekköylü Hüseyin, Sabri Süleymanoviç, Emin, Hüsnü; ön sırada Hasan, Refik, Kadızade Raşit, Kadızade Zühtü Işıl.

1924 yılında Fenerbahçe, Karşıyaka'nın davetlisi olarak İzmir'e geldiğinde büyük bir olay oldu. O yıllarda yalnızca Altay'ın bulunduğu İzmir'de Göztepe, İzmirspor ve Altınordu gibi kulüpler henüz kurulmamıştı. Karşıyaka 1926 yılında İzmir şampiyonu oldu.

kurulus1
kurulus2
Kadızade Zühtü Işıl, Karşıyaka Spor Kulübü'nün ilk kurucularındandır. Futbol oynamıştır. Yaşar Aksoy'un "Kaf Sin Kaf Tarihi"nde Işıl'ın gümrük komisyonculuğu yaptığı belirtiliyor.

Osmanlı Padişahı Sultan Reşat'ın hassa askeri iken çekilmiş fotoğrafı yukarıda.

Zühtü Işıl, 9 Eylül 1922'de İzmir'e giren Türk ordularının en önünde kılıç salladı. 22 Nisan 1985'te 89 yaşında vefat etti. Mezarı Hacılarkırı'nda bulunuyor.

Karşıyaka'nın ilk kimlik kartının bir yüzünde futbol topu, tenis raketi ve golf sopaları yer alıyordu. (üstte) "Sağlam vücutta, sağlam fikir bulunur" yazılı kartta, "Hüviyet varakası, ismi Zühtü Işıl, Ğederinin ismi: Tevfik Bey, tevellüdü 313 (1897), kayıt no:2, Kulübe dühulu Teşrinisena : 1328 (1912), Adresi: Karşıyaka Alaybeyi Yalı Caddesi, 63." yazmaktadır. Kartın diğer yüzünde yeşil ve kırmızı renklerin üzerinde "Karşıyaka" yazmaktadır.
kskeski

Yandaki fotoğraf, araştırmacı Yiğit Akın tarafından şu açıklama ile birlikte sunulmuştur:

"Muhtemelen 1910'ların ilk yarısına ait bir fotoğraf. Fotoğrafın altına düşülen not, anlayabildiğimiz kadarıyla; 'Karşıyaka idmancılığının unutulmaz hatırası' şeklinde.
Fotoğraftakilerin isimleri soldan sağa sırayla, ayaktakiler: Hamdi, Mithat, Tevfik, Celal,İsmail, Hasan Fevzi, ortadakiler: Mehmet, Kenan, oturanlar: Raşit, Mazhar, Zühtü.a

Bu futbolculardan Raşit, çok sevilen ve sayılan bir futbolcu idi. 1. Dünya
Savaşı'nın ikinci yılında Kafkasya'da şehit oldu. Karşıyakalılar bir vefa
örneği olarak, uzun yıllar altyapı oyuncuları arasından 'raşit' takımları
oluşturdular ve yerel liglere bu isimle katıldılar. (Daha sonraki yıllarda bu vefa örneği Asım adlı futbolcu için de gösterilmiştir)"